Resimde Hareket Şeması ve Altın Oran ile İlişkisi

Paolo Uccello “San Romano Savaşı”, Rembrandt “Gece Devriyesi” ve Lonardo Da Vinci “Meryem’e Müjde” resimlerinin hareket şemaları ve hareket şemalarının altın oranla olan ilişkisi üzerine bir inceleme çalışması.

Hareket Şeması

Hareket şeması bir resimdeki kompozisyonun inşa edilme sistemi, elemanların kadraj içerisindeki konumu ve yerleştirilme biçimlerinden kaynaklanan dikeyler, yataylar ve diyagonaller arası bir ilişkidir. Hareket şeması en temelde bir kompozisyonun yapısal bütünlüğünü temsil eder. Bu bütünlük temel tasarım öğe ve ilkeleri arasındaki ilişkiler ile sağlanmaktadır. Kompozisyondaki hareket, biçim, yön, ölçü, çizgi, doku, renk, değer, aralık ve ışık-gölge öğeleri kadraj içerisinde uygunluk, zıtlık, koram, denge, birlik, tekrar ve egemenlik ilkelerine göre örgütlenir. Bu ilişki doğrudan matematiğe dayalı olan ve geometrik biçimlerle oluşturulan bir ilişkidir. Her resmin bir matematiğinin daha doğrusu bir sisteminin olduğunu söyleyebiliriz.

Antikçağ ve rönesans döneminde sanatçılar resim yapmakla yetinmeyip fizik, matematik, astronomi ve mimari gibi çeşitli disiplinlerle de ilgilenmişlerdir. Bu disiplinlerarası tutum, farklı disiplinlerin birbirlerini zenginleştirerek gelişmelerine yol açmıştır. Sanatçıların farklı disiplinler üzerine uzmanlaştıkları antikçağ, rönesans ve barok döneminde ortaya çıkan resimler, heykeller ve mimari yapılar görselliğin ötesinde üretilmiş çalışmalardır. Bu çalışmaların arkasında ileri derecede bir matematik ve fizik vardır. Sanatçıların kompozisyonlarındaki yapısal bütünlük sanatın, zanaatın ve bilimin iç içe geçmesinden kaynaklanmaktadır.

Altın Oran

Antikçağ sanatçılarının sanatın ve bilimin bu birlikteliğini doğanın düzenini ve yapısını anlamak için kullandıklarını görmekteyiz. Antikçağ sanatçılar Grek estetiği ile birlikte ideal olanı arzulamış, ideal insan formuna ulaşmaya çalışmışlardır. Antik Mısırlılar ve Antik Yunanlılar astronomiyi ve matematiği kullanarak doğanın ahengi, düzeni, ölçüsü ve oranı üzerine araştırmalar yapmışlardır. M.Ö. 300’lü yıllarda Öklid’in işaret ettiği bir oranı Ortaçağda Fibonacci ortaya çıkarmıştır. Fibonacci, daima belirli bir oranda artan bir dizi sayı keşfetmiştir. Sayılar kendisinden önceki iki sayının toplamı olacak sonsuza kadar devam eder. Bu sayıların kendisinden önceki sayıya olan oranı 1,618’dir. Fibonacci bu orana altın oran adını vermiştir. Daha sonra altın oranın mısır piramitlerinde de kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu nedenle Antik Mısır döneminde bulunduğu tahmin edilmektedir. Altın oran Rönesans döneminde Leonardo Da Vinci’nin Vitruvius Adamı’nda karşımıza çıkmaktadır.

Paolo Uccello “San Romano Savaşı”

San Romano Savaşı resmi, yatay ve geniş bir dikdörtgen üzerine kurgulanmış bir kompozisyon. Dikkatimizi ilk çeken şey resmin ortasında şahlanan beyaz at. Uccello, resimde çizginin, yönün ve tekrarın gücünü kullanarak bizi resimde dolaştırıyor. Resimde ağırlıklı olarak soldan sağa doğru bir hareket var. Fakat sağ taraftaki süvari değeri ve hareketi sayesinde kompozisyonun dengelenmesini sağlıyor. Resmin sol kenarında vurgulu bir tekrar, uygunluk ve birlik ile ortada hamle yapan süvarinin silahı öndeki süvari tarafından kesintiye uğramış. Fakat göz tamamlayarak uzun bir çizginin hareketi ile bizi resmin sağ kenarındaki süvariye yönlendiriyor. Ortadaki hamle yapan süvarinin enerjisi sağ ve sol tarafındaki yaprakların oluşturduğu yaylarla ve açık değerdeki seyrek çiçeklerin oluşturduğu tekrar bir hareket oluşturarak süvarinin enerjisinin sağ üst köşeye gönderilmesini sağlıyor.

San Romano Savaşı resmi, doğrudan altın dikdörtgen ile oluşturulmuş bir resim değil. Paolo Uccello, bu resmin kadrajını armoni kapısı yöntemiyle oluşturmuş olabilir. Bir diğer ihtimal ise sağ ve sol tarafa yaslı olan iki dik altın dikdörtgen kullanmış olmasıdır. Bu ihtimal diğer ihtimale göre daha yüksek bir olasılığa sahip. Çünkü ortadaki at, iki dikdörtgen arasında kalıyor ve sağ taraftaki iki süvari ile sol taraftaki süvari bir kare içerisine giriyor.