Sanat Eğitimi Tarihi

Sanat Eğitimi Tarihçesi

Sanat Eğitimi Tarihi

Sanat Eğitimi Tarihi

Sanat eğitimi tarihi tahmin ettiğinizden çok eskilere dayanmaktadır. Plato, sanatın genel öğretimin temeli olması gerektiğini savunmuştur. Geçmişte sanat eğitimi metotlarının çocuklara göre ele alınmadığını çocukların doğal eğilimlerine hareket ettiğini görürüz. Çünkü o yıllarda henüz çocukların yatkınlıklarına göre bir eğitim modeli düşünülmemişti. Birçok filozof ve eğitimci, realizm akımına rağmen sanat eğitimi modelinin bu yönünü gözden kaçırmışlardır. Bunun bir sonucu olarak uzun yıllar çocuklara yönelik bir sanat eğitimi modeli ele alınmamıştır.

Sanat Eğitimi Tarihçesi

İş Eğitimi

1887 yılından itibaren psikoloji biliminin insan üzerindeki çalışmalarının artmasıyla çocuğun iç dünyasını izleme ve ona göre bir sonuca varma gerekliliği belirmeye başladı. Okullarda el işi derslerini başlatan ilk isim Herbert Spencer‘dir. Herbert Spencer’in önlüğünü üstlendiği bu döneme el ve göz eğitimi dönemi adı verilmektedir. Avrupa ve Amerika’da bazı bilim dallarındaki ilerlemelerin ve araştırmaların birbirlerini etkilemesiyle birlikte Pragmatizm denen felsefe görüşü bütün kültür alanlarına yayıldı. Bu görüş, tüm felsefe düşüncelerinin değerini pratikteki sonuçlarıyla ölçme temeline dayanıyordu. Bu düşünceye göre bir düşünce eğer faydalıysa değerliydi. Pragmatizm’in en önemli temsilcisi John Dewey‘dir. Dewey, öğrencilerin bilgileri kitaplardan değil, eşyaya dokunarak, üzerinde deneyler yaparak elde etmeleri gerektiğini savunuyordu. Bu düşüncenin bir sonucu olarak okullarda iş atölyeleri kurulmaya başlandı. İş eğitimi ilk kez bu dönemde önem kazandı. Bu nedenle pragmatizm akımının, sanat eğitimi tarihi içerisinde bir devrim yarattığını söylemek mümkün.

Kısıtlayıcı, Otoriter ve Kopyacı Sanat Eğitimi

Öğretmenler ressam olduğu için, sanat eğitimi pek çok okulda otoritecilik ya da kopyacılık olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle öğrenciler doğayı, ressamları ve geometrik şekilleri kopya etmeye yönelmişlerdir. Bu dönemlerde zekanın ve duyguların sanat eğitiminde yeri yoktu. Bu dönemin öncüsü Massachusetts sanat okulunun yöneticisi olan Walter Smith‘dir. Smith’in etkisiyle çok sayı resim-el işi kitapları yayınlanmıştır. Bu kitapların kopya yöntemi ile eli ve gözü eğittiği sanılıyordu.

19. yüzyılın sonlarına doğru sanat eğitimi tarihi içerisinde ikinci bir dönem başladı. Seurat, Signac, Chevreul gibi yazar ve ressamlar renk görüşü açısından başlayarak, deseni, fizik kanunları ve yüzey kompozisyonlarını soyut bir analiz ile yorumlamaya kalktılar. Bu entellektüalizme karşılık ekspresyonizm akımı ortaya çıktı. Matisse, Dreain, Rouault insan ruhunun temellerin üstüne çıkması gerektiğini savundular. Eşyaların dış görünüşünden, aklıselimden çok anlamcılık, duygular ve heyecanlara önem verdiler. Viyana’da öğretmen ve sanat eğitimcisi Çizek, ekspresyonizmi kendi metodolijisine örnek aldı.

Öğretim sisteminden, konuların fotoğrafta olduğu gibi aynen çizimi metodunu elimine etti. Bu tutum sanat eğitimi tarihi içerisindeki bir diğer önemli dönüm noktasıdır. Kopya yerine çocukları, yaşadıkları olayların üzerlerinde bıraktığı duyguları görsel bir şekilde ifade etmeye yöneltti. Onu izleyenler bu durumu daha da ileri götürerek yeni özgürlük hareketi bir başı boşluk sistemi haline geldi. Öğretmenin fonksiyonu, ne yapacağını şaşırmış çocuklara malzeme dağıtmaktan ibaret kaldı.

Bazı okullarımızda hala 3 aşamada civcivin nasıl resmedildiğini, tahtaya yaptığı resmi kopyalatarak öğreten ve bu yolla resim yapmayı öğrettiğini sanan öğretmenlere rastlanır. Bu gibi öğretmenler her ne kadar tahtaya devamlı karaladıkları resimleri çizmeyi öğretirlerse de öğrencileri bu çalışmadan soğukluk duyar ve sıkılırlar. Genellikle çocukları başıboş bırakan, onlara fazla karışmaksızın kişiliklerini değiştirmekten ve çocukların kendi kendilerini anlatım yollarını engellemekten çekinen öğretmenlere az rastlanır.

Yorum Yok

Üzgünüz, yorum formu şu anda kapalı.